Eskisehir in Europe

Eskişehir, Avrupa’ya Ne Kadar Yakın?

Buğra Can Yıldırım

Eskişehir, her geçen gün Avrupa şehirlerine benzeyen kentsel yaşam tarzı ve ulaşım sistemiyle dikkat çekerken; çevre, altyapı ve sürdürülebilirlik gibi alanlarda Avrupa Birliği standartlarına hâlâ kademeli olarak uyum sağlamaya devam ediyor.

Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik süreci yaklaşık yarım asırdır siyasi gündemdeki yerini koruyor. Bu süre zarfında, karşılanması beklenen çok sayıda kriter ve müzakere başlığı kamuoyu tartışmalarının merkezinde yer almaya devam etti. Türkiye’nin belirli alanlarda gerekli şartları yerine getirdiği kabul edilse de çeşitli siyasi ve diplomatik gerekçelerle üyelik sürecinin beklendiği gibi ilerlememesine yönelik tartışmalar sürmektedir.

Peki, bu devam eden süreçte yerel yönetimlerin rolü ne kadar önemli? Ulaşım, çevre, kent planlaması, sosyal politikalar ve kültürel projeler gibi pek çok konu doğrudan belediyelerin sorumluluk alanına girdiğinden, yerel yönetimler AB standartlarının günlük yaşama aktarılmasında büyük bir rol oynamaktadır. Geniş öğrenci nüfusu, gelişmiş toplu taşıma sistemi ve ilerici kent politikalarıyla tanınan Eskişehir, Türkiye’nin yerel düzeyde AB standartlarına ne kadar yaklaşabileceği sorusunu bir kez daha gündeme getiriyor.

AB uyum süreci kapsamında aday ülkelere toplam 32 müzakere başlığı sunulmaktadır. Bu başlıklar; hukuk, ekonomi, çevre, ulaşım, enerji, eğitim ve kamu yönetimi de dahil olmak üzere geniş bir yelpazedeki alanları kapsamaktadır. Birliğe katılabilmek için aday ülkelerin yerel yasalarını AB standartlarıyla uyumlu hale getirmeleri ve gerekli tüm düzenlemeleri uygulamaları beklenmektedir.

Yerel yönetimleri doğrudan veya dolaylı olarak ilgilendiren birkaç AB müzakere başlığı, şehirlerin günlük işleyişiyle yakından ilişkilidir. Özellikle belediyelerin temel sorumlulukları arasında yer alan ulaşım, çevre, enerji ve sosyal politikalar, AB standartlarının yerel düzeyde nasıl uygulandığının en kritik göstergeleri arasında yer alır.

Bu doğrultuda en öne çıkan başlıklardan biri, yerel kalkınma, kent planlaması ve bölgesel fonları kapsayan Fasıl 22’dir (Bölgesel Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu). Atık yönetimi, su arıtma sistemleri ve hava kalitesi gibi hayati konuları içeren Fasıl 27 (Çevre ve İklim Değişikliği), özellikle büyükşehir belediyeleri için kritik bir öneme sahiptir.

Ayrıca, toplu taşıma sistemlerine ve kentsel hareketliliğe odaklanan Fasıl 14 (Ulaştırma Politikası) ile enerji verimliliği ve altyapı projelerini içeren Fasıl 15 (Enerji), yerel yönetimlerin doğrudan ve uygulamalı bir rol oynadığı alanlardır. Bunlara ek olarak, sosyal hizmetleri ele alan Fasıl 19 (Sosyal Politika ve İstihdam) ile şeffaflık, hesap verebilirlik ve yolsuzlukla mücadele önlemlerine odaklanan Fasıl 23 (Yargı ve Temel Haklar), modern belediye yönetişimi açısından hayati başlıklar olarak kabul edilmektedir.

Bu bağlamda Eskişehir ile Avrupa şehirleri arasındaki benzerlikler ve farklılıklar, gazeteci ve Avrupa’da ikamet eden Onur Metin ile yapılan özel bir röportajda değerlendirildi.

Çevre ve ulaşım açısından Eskişehir ile Avrupa şehirleri arasındaki en büyük fark nedir? 

Onur Metin’e göre temel fark, entegre ulaşım planlaması düzeyinde yatıyor. Avrupa şehirlerinde tramvay hatları, bisiklet yolları ve yaya yolları sorunsuz bir şekilde tek bir bağlantılı sistem olarak çalışıyor. Eskişehir güçlü bir ulaşım yapısına sahip olmasına rağmen henüz tam entegrasyona ulaşabilmiş değil. Metin, Eskişehir’in tramvay sisteminin Türkiye için önemli bir örnek oluşturduğunu, ancak bisiklet ve yaya altyapısının Avrupalı meslektaşları kadar birbiriyle bağlantılı olmadığını belirtiyor. 

Eskişehir en çok hangi AB başlığında zorlanır? Neden? 

Metin’e göre en zorlu alan Fasıl 27’dir (Çevre ve İklim Değişikliği). Bu alanın sadece yasal mevzuat değil, aynı zamanda devasa altyapı yatırımları ve ciddi mali kaynaklar gerektirdiğini açıklıyor. Atık yönetimi, su arıtma ve hava kalitesi sistemlerinin tümü uzun vadeli finansman ve stratejik planlama talep ediyor. 

Yerel yönetimlerin AB standartlarına uyum sağlamak için daha fazla yetkiye ihtiyacı var mı? 

Metin bu soruyu net bir “evet” ile yanıtlıyor. Avrupa’daki belediyelerin hem karar alma hem de bütçe yönetiminde önemli ölçüde daha fazla bağımsızlığa sahip olduğuna dikkat çekiyor. Buna karşılık, Türkiye’deki belediyeler büyük uygulama sorumlulukları taşırken, idari ve mali yetkileri çok daha sınırlı kalıyor. 

AB müzakere başlıkları toplum tarafından nasıl algılanıyor?

Metin’e göre, bu başlıklar Avrupa’da yalnızca teknik ve bürokratik bir süreç olarak görülürken, Türkiye’de onlarca yıldır çözümsüz kalan bir üyelik sürecinin sembolü haline gelmiş durumda. Buna rağmen yerel yönetimler, bu başlıkları kentsel gelişim için giderek daha fazla pratik ve teknik bir rehber olarak kabul ediyor.

Eskişehir hangi yönleriyle Avrupa şehirlerine benziyor?

Metin, Eskişehir’in ulaşım planlaması ve genç, dinamik nüfus yapısı bakımından Avrupa şehirlerine en çok benzeyen kent olduğunu belirtiyor. Tramvay odaklı toplu taşıma sistemi ve son derece yaya dostu olan şehir merkezi, bu benzerliğin özünü oluşturuyor.

Eskişehir’deki AB standartlarına en yakın uygulama hangisidir?

Metin’e göre şehrin en güçlü varlığı toplu taşıma ağı, özellikle de tramvay sistemidir. Eskişehir, özel otomobiller yerine raylı sistemleri merkeze alan bir kentsel ulaşım yaklaşımını başarıyla benimsediği için öne çıkıyor. Ayrıca, canlı kültürel yaşamı ve şehir merkezi atmosferi, Avrupa şehirlerine son derece benzer bir günlük kentsel deneyim yaratıyor.

Genel olarak Eskişehir; özellikle ulaşım, kent planlaması ve genel yaşam kalitesi açısından Avrupa Birliği standartlarına uyumu konusunda Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde bir profil çiziyor. Geniş tramvay sistemi, yayalaştırılmış şehir merkezi ve genç nüfusunun enerjik etkisi, şehri Avrupa tarzı bir kentsel modele çok daha fazla yaklaştırıyor.

Öte yandan çevre yönetimi, büyük altyapı yatırımları ve tam entegre sürdürülebilirlik politikaları gibi alanlar, AB kriterlerini tam olarak karşılamak adına hâlâ daha fazla geliştirilmeyi gerektiriyor. Bu durum, Eskişehir’in Türkiye’nin uyum sürecinde haklı olarak “ileri bir örnek şehir” olarak kabul edilmesine rağmen, Avrupa kentsel standartlarıyla tam uyuma doğru adım adım ilerlemeye devam ettiğini gösteriyor.