Eskişehir yeşil mutabakatla dönüşümünü hızlandırıyor
AB standartları ihracat ve üretim modelini yeniden şekillendiriyor
Tülay Ürem
Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, AB Yeşil Mutabakatı’yla (Green Deal) birlikte karbon maliyetinin ticaretin doğrudan parçası haline geldiğini söyledi. Celalettin Kesikbaş, düşük karbonlu, izlenebilir ve sürdürülebilir üretime uyum sağlayan firmaların Avrupa pazarında daha güçlü konuma geleceğini belirtti.

Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat (Green Deal) ve Sınırda Karbon Düzenleme (SKDM) süreci, Eskişehir sanayisinde üretim ve ihracat anlayışını değiştirmeye başladı. Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Avrupa’nın artık yalnızca kaliteli ve uygun maliyetli ürün istemediğini, aynı zamanda ürünün hangi enerjiyle üretildiğini, karbon ayak izini, hammadde kullanımını ve çevresel performansını da sorguladığını söyledi.
Celalettin Kesikbaş, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın temel hedefinin AB ekonomisini 2050 yılına kadar nötr, kaynak verimli ve rekabetçi bir yapıya dönüştürmek olduğunu belirtti.
Karbon maliyeti ticaretin parçası oldu
SKDM’nin geçiş döneminin 2023-2025 yılları arasında uygulandığını ifade eden Kesikbaş, 2026 itibarıyla mekanizmanın nihai uygulama dönemine geçildiğini söyledi.
Özellikle demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik gibi karbon yoğun sektörlerde Avrupa’ya ihracat yapan firmalar açısından karbon maliyetinin artık ticaretin doğrudan unsuru haline geldiğini kaydeden Kesikbaş, Avrupa Komisyonu’nun 2026 yılı itibarıyla CBAM sertifika fiyatlarını yayımlamaya başlamasının süreci ticari gerçekliğe dönüştürdüğünü ifade etti.
Celalettin Kesikbaş, Eskişehir’in güçlü üretim kültürü, ihracat kapasitesi, makine, metal, havacılık, raylı sistemler ve ileri imalat alanlarındaki birikimiyle bu dönüşüme uyum sağlayabilecek şehirlerin başında geldiğini belirtti.
Firmalar karbon verisini yönetmelidir
Eskişehirli firmaların en acil yapması gerekenin karbon verisini yönetilebilir ticari veri haline getirmek olduğunu söyleyen Celalettin Kesikbaş, SKDM’nin 1 Ekim 2023-31 Aralık 2025 arasında raporlama odaklı yürütüldüğünü, 1 Ocak 2026 itibarıyla ise mali yükümlülük döneminin başladığını kaydetti.
Firmaların hangi ürünlerinin düzenlemeden etkilendiğini belirlemesi gerektiğini ifade eden Kesikbaş, enerji, yakıt, hammadde ve üretim verilerinin düzenli kayıt altına alınmasının önemine dikkat çekti.
Kesikbaş, “Karbonunu ölçmeyen bir firma gelecekte karbon maliyetini de ihracat riskini de yönetemez” dedi.
ESO bünyesinde faaliyet gösteren Sürdürülebilir Yeşil Sanayi Birimi’nin karbon ayak izi, su ayak izi, enerji ve kaynak verimliliği, sürdürülebilirlik raporlaması ve SKDM hazırlıkları konusunda firmalara destek verdiğini belirten Kesikbaş, TÜBİTAK süreçlerinde de mentorluk hizmeti sunduklarını söyledi.
Demiryolu yatırımları öne çıkıyor
Avrupa’nın yeşil ulaşım anlayışında demiryolu ve düşük karbonlu lojistik sistemlerinin merkezde yer aldığını ifade eden Kesikbaş, Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir ve akıllı hareketlilik stratejisinde demiryolu yük taşımacılığının 2030’a kadar yüzde 50 artırılmasının, 2050’ye kadar ise iki katına çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Eskişehir’in demiryolu kültürü ve lojistik altyapısıyla önemli avantaj taşıdığını belirten Kesikbaş, Hasanbey Lojistik Merkezi’nin ve Eskişehir’in limanlara demiryolu ile bağlanma hedefinin Avrupa’nın yeşil lojistik yaklaşımıyla uyumlu olduğunu kaydetti.
ESO, TCDD Taşımacılık ve ESO-ABİGEM iş birliğiyle yürütülen Yeşil Yol Projesi kapsamında Eskişehir’den limanlara konteyner tren taşımacılığının ilk adımlarının atıldığını söyleyen Kesikbaş, Eskişehir OSB–Hasanbey Lojistik Merkezi Demiryolu Bağlantısı’nın da yüksek tonajlı ürünlerin limanlara ulaştırılması açısından stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Yeşil yakalı akademisi dikkat çekiyor
Yeşil dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu belirten Kesikbaş, bu amaçla kurulan Yeşil Yakalı Akademisi’nin bugüne kadar 7 kez düzenlendiğini ve 400’den fazla katılımcıya ulaştığını açıkladı.
Karbon yönetimi, enerji verimliliği, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik raporlaması alanlarında yetişen “yeşil yaka” çalışanların firmalara mevzuat uyumu, verimlilik ve Avrupa pazarında güvenilir tedarikçi kimliği kazandıracağını ifade etti.
AB fonlarıyla dönüşüm destekleniyor
Yeşil dönüşüm sürecinde AB fonları, TÜBİTAK destekleri, kalkınma ajansı kaynakları ve ulusal teşvik mekanizmalarının önemli rol oynadığını belirten Kesikbaş, ESO’nun firmalara proje geliştirme ve finansmana erişim konusunda destek verdiğini söyledi.
Kesikbaş, ESO’nun çalışmalarında 6 AB projesiyle 600 bin avronun üzerinde, 2 BEBKA projesiyle 800 bin TL ve 30’dan fazla TÜBİTAK projesiyle 8 milyon TL’nin üzerinde proje hacmine ulaşıldığını kaydetti.
Made in EU süreci yeni fırsatlar doğurabilir
Made in EU yaklaşımının Avrupa’nın yeni sanayi politikasında giderek daha fazla öne çıktığını belirten Celalettin Kesikbaş, bu yaklaşımın yalnızca ürünün Avrupa’da üretilmesini ifade eden bir etiket olmadığını söyledi. Kesikbaş, yeni dönemde Avrupa’nın düşük karbonlu, sürdürülebilir, çevre dostu ve izlenebilir üretim yapan tedarikçileri öncelikli hale getirdiğini ifade etti.
Avrupa’nın pandemi, enerji krizi ve küresel tedarik zinciri sorunlarının ardından üretim güvenliği konusunu daha stratejik değerlendirmeye başladığını belirten Kesikbaş, AB’nin yakın coğrafyalardaki güçlü üretim merkezleriyle daha entegre çalışmayı hedeflediğini kaydetti.
Türkiye’nin Avrupa’nın üretim zincirleriyle güçlü bağlara sahip olduğunu söyleyen Kesikbaş, Eskişehir’in özellikle makine, metal, havacılık, raylı sistemler ve otomotiv yan sanayi alanlarındaki üretim kapasitesiyle bu süreçte avantaj sağlayabilecek şehirlerden biri olduğunu ifade etti.
Kesikbaş, Avrupa’nın artık tedarikçilerini seçerken yalnızca fiyat ve kaliteye bakmadığını, aynı zamanda karbon ayak izi, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik raporlaması ve çevresel performansı da değerlendirdiğini söyledi.
Eskişehir sanayisinin güçlü üretim kültürü, organize sanayi altyapısı, lojistik avantajları ve nitelikli insan kaynağıyla dönüşüm sürecinde önemli potansiyele sahip olduğunu belirten Kesikbaş, Green Deal sürecine uyum sağlayan firmaların Avrupa pazarında daha güçlü ve kalıcı hale geleceğini ifade etti.




