Eskisehir ın Europe

Eskişehir’i dünyaya açan kapı: AB projeleri

İpek Polat

Eskişehir Sanayi Odası Genel Sekreter Yardımcısı ve AB Proje Uzmanı İsmail Öztürk, bugüne kadar 30’dan fazla Avrupa Birliği projesinde aktif görev aldı. Toplam bütçesi yaklaşık 10 milyon doları bulan bu projelerde; Türkiye-AB projelerine danışmanlık yaptı, proje yönetim süreçlerine katıldı, bütçe planlamalarında görev aldı ve projelerin AB kriterlerine uygunluğunu denetledi.

Dirençli Kobiler İçin İkiz Dönüşüm Projesi kapsamında Türkiye’nin 125 Bin Euroluk Hibe Aldığı Anlaşma Konseyi

Türkiye’de bir ilk: ESAC

ESAC (Eskişehir Aviation Cluster), Türkiye’de kurulan ilk havacılık kümelenmesi olma özelliğini taşıyor. 50’den fazla üyesi bulunan yapı, Türkiye’nin AB fonları aracılığıyla havacılık sektöründe uluslararasılaşmasına katkı sağlayan önemli girişimlerden biri olarak öne çıkıyor. ESAC aynı zamanda Avrupa Havacılık ve Uzay Kümeleri Ortaklığı’nın (EACP) güncel üyeleri arasında yer alıyor.

Öztürk, ESAC’ın EACP üyelik sürecini şu sözlerle anlattı:

“Konseyin, Eskişehir diye bir ilin varlığından dahi haberi yoktu. Eskişehir’i onlara tanıttık, havacılık alanındaki tarihsel altyapısını anlattık. AB proje fonları genellikle gelişmekte olan veya gelişme potansiyeli taşıyan bölgelere veriliyor. Eskişehir’in bu potansiyele sahip olduğunu ortaya koyduk.”

“İstediğimiz seviyede değiliz”

Türkiye’nin AB projeleri konusunda henüz istenilen noktaya ulaşamadığını belirten Öztürk, özellikle AR-GE ve inovasyon odaklı fonlardan alınan payın yetersiz olduğuna dikkat çekti.

“Brüksel merkezli proje kabulü ve fon tedariki konusunda ne yazık ki istediğimiz seviyede değiliz. Yaklaşık 100 milyar euroluk bütçeye sahip AR-GE ve inovasyon fonlarında, Türkiye gibi dinamik bir ülkenin aldığı pay oldukça düşük.”

Türkiye’nin AB ülkeleriyle doğrudan kıyaslanmasının sağlıklı olmayacağını ifade eden Öztürk, değerlendirmelerin Polonya, Macaristan ve Çekya gibi ülkeler üzerinden yapılmasının daha gerçekçi olduğunu söyledi.

“Türkiye’nin rekabet ettiği ülkelere baktığımızda, bu ülkelerin AB fonlarını çok daha verimli kullandığını görüyoruz. Özellikle savunma sanayi ve havacılık alanında ciddi yatırımlara sahipler.”

Savunma sanayine yeni fon dönemi

AB’nin savunma sanayine yönelik yaklaşımının Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında değiştiğini belirten Öztürk, bu alandaki fonların önemine dikkat çekti.

“Rusya-Ukrayna Savaşı’na kadar AB projeleri kapsamında savunma sanayine yönelik ciddi yatırımlar bulunmuyordu. Ancak savaş sonrasında bu alana yönelik destekler artmaya başladı. Türkiye’nin bu fonları doğru değerlendirmesi gerekiyor.”

Türkiye’deki projelerin planlama ve yazım aşamalarında önemli eksiklikler bulunduğunu ifade eden Öztürk, yapay zekânın doğru kullanılmasının da kritik hale geldiğini söyledi.

“Yapay zekâ artık bu sürecin ayrılmaz bir parçası. Ancak insan yaratıcılığının yerini tamamen alması mümkün değil. Uzmanların yapay zekâyı verimli kullanmayı öğrenmesi gerekiyor.”

Eskişehir uluslararası arenada

AB projelerinin Eskişehir’in ihracatına ve uluslararası görünürlüğüne katkı sağladığını belirten Öztürk, Dünya Odalar Yarışması’nda elde edilen başarıların da bunun göstergesi olduğunu ifade etti.

“Farklı projelerimizle ICC tarafından düzenlenen Dünya Odalar Yarışması’nda dört kez finale kaldık. Bu başarılar, Eskişehir’in uluslararası alanda yaptığı çalışmaların önemli bir göstergesi oldu.”

“AB, Türkiye için stratejik bir ortak”

Avrupa Birliği’nin kendi iç dinamiklerinde değişimler yaşansa da ortak çıkar anlayışının süreceğini belirten Öztürk, Türkiye-AB ilişkilerine dair değerlendirmelerde de bulundu.

“AB içerisindeki ilişkiler değişse bile ortak çıkarların değişeceğini düşünmüyorum. Güçlü ülkeler, Avrupa’daki huzur ortamını korumak istiyor.”

Türkiye’nin AB üyelik sürecine ilişkin siyasi sorunların sürdüğünü belirten Öztürk, buna rağmen AB sürecinin Türkiye’ye önemli katkılar sunduğunu söyledi.

“Herkesin bildiği gibi Türkiye’nin Yunanistan ve Güney Kıbrıs gibi konularda çözmekte zorlandığı meseleler bulunuyor. Üyelik sürecinde hiçbir ülkenin veto etmemesi gerektiği düşünüldüğünde, teknik açıdan üyelik oldukça zor görünüyor. Ancak üyelik sürecinin kendisi bile Türkiye’nin standartlarını geliştirdi.”

Gümrük Birliği’nin Türkiye açısından önemli avantajlar sağladığını vurgulayan Öztürk, Avrupa pazarının Türkiye için uzun yıllar stratejik önem taşımaya devam edeceğini ifade etti.

“AB, Türkiye’nin ticaretteki stratejik ortaklarından biri olmaya devam edecektir. Çünkü Avrupa pazarı, öngörülebilir ve sistematik bir yapıya sahip.”

Trend