Eskisehir ın Europe

Eskişehir’in “Arabasız Pazar” uygulaması Avrupa’yı örnek alıyor

Büyükşehir Belediyesi, AB’nin sürdürülebilir ulaşım politikalarını kent yaşamına taşımayı hedefliyor

Yusufhan Toraman

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında başlattığı “Arabasız Pazar” uygulaması, Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir ulaşım ve çevre politikalarının yerel ölçekteki yansımalarından biri. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Ahmet Fırat Bilgili, Yusufhan Toraman’a yaptığı açıklamada uygulamanın yalnızca trafik değil; iklim krizi, karbon salınımı, kamusal yaşam ve Avrupa’daki çağdaş kent modeliyle doğrudan ilişkili olduğunu söyledi.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Ahmet Fırat Bilgili.

Avrupa Birliği, son yıllarda iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında karbon emisyonlarını azaltmayı hedefleyen ulaşım politikalarını öncelikli alanlardan biri olarak görüyor. Paris, Amsterdam ve Kopenhag gibi kentlerde bireysel araç kullanımını azaltan modeller giderek yaygınlaşırken; yayalaştırılmış bölgeler, bisiklet yolları ve güçlü toplu taşıma ağları yeni kent anlayışının merkezinde yer alıyor.

Son yıllarda öne çıkan sürdürülebilir ulaşım politikaları, Türkiye’de yerel yönetimlerin kent planlamalarında daha görünür hale gelmeye başladı. Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında birçok Avrupa kentinde uygulanan “Car Free Sunday”, (,) yani “Arabasız Pazar” modeli, bu yıl Eskişehir’de de uygulanmaya başlandı.

Eskişehir’de uygulanan Arabasız Pazar modeli de bu dönüşümün Türkiye’deki yerel örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Büyükşehir Belediyesi ise uygulamayı yalnızca bir ulaşım düzenlemesi değil; Avrupa’daki sürdürülebilir kent yaklaşımının Eskişehir’deki ilk adımlarından biri olarak tanımlıyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi tarafından Odunpazarı, Tepebaşı ve Atatürk Bulvarı’nın belirli bölümlerinde hayata geçirilen uygulama, bireysel araç kullanımını azaltmayı ve vatandaşları alternatif ulaşım yöntemlerine yönlendirmeyi hedefliyor.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Ahmet Fırat Bilgili, Yusufhan Toraman’ın sorularını yanıtlayarak uygulamanın Avrupa Birliği politikalarıyla ilişkisini, belediyenin hedeflerini ve Avrupa’daki örnekleri anlattı.

Bilgili, uygulamanın çıkış noktasının doğrudan Avrupa Hareketlilik Haftası olduğunu belirterek, Avrupa’daki örneklerin belediye için temel referanslardan biri olduğunu söyledi.

“Burada asıl amacımız, Avrupa Hareketlilik Haftası ile başlayan bu süreçte vatandaşlarımızın sosyal hayata erişilebilirliğini kolaylaştırmak. Bu haftanın asıl mantığı da budur; nasıl daha sağlıklı bir çevre oluşturulur, ne tür toplu taşıma yöntemleri geliştirilir, buna odaklanıyoruz. Dünya genelinde bu hafta içindeki pazar günleri ‘Arabasız Pazar’ olarak kutlanıyor. Ancak dünyadaki birçok kent artık bunu sadece bir gün değil, bir yaşam biçimi haline getirmeye başladı. Hollanda ve Kopenhag bunun en iyi örnekleridir; Fransa’da, Paris’te de çok ciddi uygulamalar var.”

Avrupa kentlerinde bireysel araç kullanımını azaltmaya yönelik politikaların artık günlük yaşamın parçası haline geldiğini belirten Bilgili, Eskişehir’deki uygulamanın da bu anlayıştan beslendiğini ifade etti.

“Biz de Eskişehir Büyükşehir Belediyesi olarak bu uygulamayı yaparken aslında sadece caddeleri trafiğe kapatmayı değil, karbon ayak izini azaltacak ve iklim krizine dair bir farkındalık yaratacak bir zemin oluşturmayı hedefledik.”

Bilgili, uygulamanın yalnızca belirli bölgelerle sınırlı düşünülmemesi gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Şu an kent genelinde Odunpazarı ve Tepebaşı bölgelerinde birer yer, bir de kentin ana omurgası haline gelmiş Atatürk Bulvarı’nın belli bir kısmını trafiğe kapatıyoruz. Buradaki asıl gayemiz şu: Vatandaşlarımız o bölgeye arabalarıyla gelsinler istemiyoruz. Tam tersine, o bölgede oturanların dışarıya arabasız çıkmasını, yürümesini, bisiklete binmesini veya çocuklarıyla vakit geçirmesini arzuluyoruz. Yani sadece kapattığımız üç bölge sembolik; biz Eskişehir’in bütün mahallelerinde pazar günleri bireysel araç kullanımından vazgeçilmesini istiyoruz.”

Bilgili, Avrupa Birliği’nin iklim politikalarıyla paralel şekilde bireysel araç kullanımının azaltılmasının önemine dikkat çekerek, “Bireysel araç kullanımı azaldığında akaryakıt tüketimi düşüyor ve doğrudan iklime katkı sağlamış oluyoruz” dedi.

Fransa’yı, Hollanda’yı, Danimarka’yı örnek aldık

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi’nin projeyi hazırlarken Avrupa’daki şehir modellerini detaylı biçimde incelediğini belirten Bilgili, özellikle Hollanda, Fransa ve Danimarka’daki uygulamalardan etkilendiklerini söyledi.

“Fransa’yı, Hollanda’yı, Danimarka’yı (Kopenhag) örnek aldık; hatta dünya ölçeğinde Singapur gibi bisiklet kullanımının çok yoğun olduğu merkezleri inceledik.”

Arabasız Pazar uygulamasından bir an.

Bilgili, uygulamanın yalnızca bisiklet kullanımını artırmayı hedefleyen bir proje olmadığını da vurguladı:

“‘Eskişehir’in iklimi bisiklete uygun mu?’ gibi sorular geliyor ama bu uygulama sadece bisikletten ibaret değil. Kapatılmış bir caddede kamp sandalyesine oturup kitap okumak, bir kahve içmek veya sadece yürümek de bu projenin parçası.”

Kent yaşamının dönüşümüne dikkat çeken Bilgili, çocukların sokakla ilişkisini kaybettiğini belirterek şunları söyledi:

“Mesela ben 53 yaşındayım; çocukluğum şehirde geçti ama biz o zamanlar sokak aralarında özgürce oynayabiliyorduk. Kentler büyüdükçe çocuklarımızı bilgisayar ve televizyon ekranlarına hapsettik. Bu nesillerin sokakta yeşille, doğayla ve insanla buluşması, sosyalleşmemiz ve diyaloğumuzu geliştirmemiz açısından çok kritik.”

Arabasız Pazar günlerinde çocukların spor yaptığını, paten kaydığını ve resim çizdiğini anlatan Bilgili, uygulamanın sosyal yönüne dikkat çekti:

“Mahalledeki çocuklar voleybol, basketbol, mini futbol oynadılar, uzaktan kumandalı arabalarını sürdüler. İkinci uygulamada bir çocuğun başkanımıza ‘Burada gerçekten bisiklete binebilir miyim?’ diye çekinerek sorması beni çok etkiledi. Boş yolda araba geçmediğini görünce paten kayanları, resim çizenleri gördük.”

Eskişehir’de artık kar yağışını göremiyoruz

Bilgili, uygulamanın Avrupa Birliği’nin iklim politikalarıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirterek iklim krizinin Eskişehir’de artık günlük yaşamda hissedildiğini söyledi.

“Bir de işin iklim boyutu var; Eskişehir’de artık kar yağışını göremiyoruz. On-on beş sene evvel dizimize kadar kar yağan bu şehirde şimdi susuzlukla mücadele ediyoruz. İki gün önce 0 derece olan hava, bugün 25 derece. Bu normal değil.”

Bilgili, belediyenin uygulamaya ilişkin teknik veriler de topladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Biz Arabasız Pazar’da sadece yol kapatmıyoruz; adaptif kavşak sistemlerimizden gerçek zamanlı veriler alarak kent genelinde araç kullanımı azalmış mı, uygulama doğru anlatılabilmiş mi diye sayımlar yapıyoruz.”

Karbon salınımı ölçümlerinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirten Bilgili, uygulamanın ilk aylarında elde edilen gözlemleri şöyle anlattı:

“Henüz dört aydır bu işin içindeyiz ve verileri yeni toplamaya başladık. İklim Dairemizden de destek alıyoruz. Ancak teknik bir zorluk var; kapattığınız alan 450 metrelik bir mesafe ve çevresinde trafik akmaya devam ediyor. Bu kadar dar bir alanda sadece o güne özel karbon miktarını ölçümlemek kolay değil.”

Bununla birlikte sıcak havalarda araç kullanımının arttığını ifade eden Bilgili, vatandaşların hâlâ bireysel araç alışkanlıklarını sürdürdüğünü söyledi:

“İnsanlar ‘etkinlik var’ diye bölgeye yine araçlarıyla gelmeye çalıştı. Biz de ısrarla şunu söyledik: Lütfen aracınızı park edip bulvarda yürümek için gelmeyin; oraya toplu taşımayla, yürüyerek veya bisikletle gelin. Mantığımız arabanızla gelmeniz değil, arabanızı evde bırakmanız.”

AB standartlarına tam yaklaşabildiğimizi söyleyemem

Avrupa Birliği’nin sürdürülebilir ulaşımı temel bir kent hakkı olarak değerlendirdiğini belirten Bilgili, Eskişehir’in bu standartlara henüz tam olarak ulaşamadığını söyledi.

“Dürüst olmak gerekirse şu an standartlara tam anlamıyla yaklaşabildiğimizi söyleyemem. Çünkü bu, küçük yaşlardan itibaren kazanılması gereken bir trafik kültürü meselesi.”

Toplumsal dönüşümün zaman gerektirdiğini vurgulayan Bilgili, Avrupa’daki kent kültürünün yalnızca altyapıyla değil, toplumsal bilinçle oluştuğunu ifade etti:

“Biz uygulamayı süreklilik haline getirmeye çalışıyoruz, sosyal medyadan destekliyoruz ama toplumda bir algı bariyeri var.”

İklim krizinin toplum tarafından yeterince ciddiye alınmadığını savunan Bilgili, şu ifadeleri kullandı:

“Bizde maalesef şu var: İki gün su akmasa bütün şehir ayağa kalkar, ama Porsuk Barajı’ndaki su seviyesi alarm veriyor dediğimizde kimse oralı olmuyor. Seneye hiç su kalmazsa ne yapacağız? Bunu anlatmaya çalışıyoruz.”

Gelişmiş dünya kentlerinde merkez yayalaştırılır

Bilgili, Avrupa’daki şehir planlama anlayışının Eskişehir’in ulaşım projelerinde önemli bir referans olduğunu belirterek yayalaştırma projelerinin gündemde olduğunu söyledi.

“Gelişmiş dünya kentlerinde merkez yayalaştırılır, çevresine ring hatları kurulur ve toplu taşımayla ulaşım sağlanır.”

2002 yılında tramvay projesi sırasında yaşanan tartışmaları hatırlatan Bilgili, bugün yayalaştırılmış alanların kent yaşamının merkezine dönüştüğünü ifade etti:

“Doktorlar Caddesi’ni trafiğe kapatacağımızda esnaf belediyenin önüne siyah çelenk bırakmıştı. Proje bitti, yayalaştırma tamamlandı ve o esnaf bu sefer belediyeye teşekküre geldi çünkü yaya trafiği alışverişi artırdı.”

Bilgili, Eskişehir’in ulaşım ana planında yeni yayalaştırma projelerinin yer aldığını belirterek, Odunpazarı Müzeler Bölgesi, Üniversite çevresi ve Cengiz Topel gibi alanlarda çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Ücretsiz toplu taşıma bizim yetkimizde değil

Arabasız Pazar uygulamasının Avrupa’daki örneklerinde toplu taşımanın çoğu zaman ücretsiz ya da indirimli hale getirildiği biliniyor. Eskişehir’de de benzer bir uygulamanın gündeme gelip gelmeyeceği sorusunu yanıtlayan Bilgili, belediyenin hukuki yetki sınırlarına dikkat çekti ve şöyle aktardı:

“Toplu taşımanın ücretsiz yapılması bizim yetkimizde olan bir konu değil, bu tamamen Cumhurbaşkanlığı kararnamesine bağlı. Mesela 23 Nisan’da kararname çıktı, ücretsiz oldu, ama 1 Mayıs ve 19 Mayıs’ta çıkmadığı için ücretsiz yapılamadı. Bayramlarda da kararname bekliyoruz. Belediye olarak kendi başımıza fiyatları sıfırlayamıyoruz.”

Bununla birlikte belediyenin Arabasız Pazar günlerinde toplu taşımayı teşvik etmek için farklı önlemler aldığını belirten Bilgili, Avrupa’daki sürdürülebilir ulaşım anlayışına paralel biçimde toplu taşıma kapasitesini artırmaya çalıştıklarını ifade etti.

“Ancak biz ne yapıyoruz? Arabasız Pazar günlerinde seferlerimizi sıklaştırıyoruz. Hafta içi yoğunluğundaki sefer saatlerini pazar gününe çekiyoruz ki vatandaşımız aracını bıraktığında toplu taşımada bekleyip mağdur olmasın. Bizim elimizdeki imkân ve hizmet bu yönde.”

Biz bu projeye hiçbir zaman ‘oy’ penceresinden bakmadık

Eskişehir’de uygulama kamuoyunda farklı tepkilerle karşılaşıyor. Özellikle sosyal medyada Arabasız Pazar uygulamasına yönelik eleştiriler dikkat çekerken, Bilgili sahadaki gözlemlerinin dijital ortamdan farklı olduğunu söyledi.

“Belediye Başkanımız da, bizler de bu projeye hiçbir zaman ‘oy’ penceresinden bakmadık. ‘%50 destekliyor, %50 eleştiriyor’ diyebiliriz belki ama sosyal medyaya bakarsanız sanki %95 karşıymış gibi bir algı var.”

Bilgili, uygulama günlerinde vatandaşlarla doğrudan iletişim kurduklarını belirterek, projenin amacı anlatıldığında tepkilerin değiştiğini ifade etti.

“Ben o pazar günlerinde saatlerce sahada yürüdüm. Görevli arkadaşların yanındaydım. Yolu kapatırken bir vatandaş gelip tepki gösteriyor, ama projenin amacını, iklim krizini ve çocuklar için önemini anlatınca ‘Ha tamam, güzel bir şey yapıyormuşsunuz’ deyip geri dönüyor.”

Avrupa kentlerinde yaygın biçimde uygulanan yayalaştırma ve araçsızlaştırma politikalarının başlangıçta benzer tartışmalar yarattığını hatırlatan Bilgili, güvenlik konusunda da gerekli tüm önlemlerin alındığını söyledi.

“Sahada hiç kimseyle kavga veya polemik yaşamadık. Ayrıca güvenlik çok önemli; ambulans, itfaiye veya polis araçları için her zaman alternatif güzergâhlar hazır, ekiplerimiz saniyeler içinde yolu açacak durumda.”

Bilgili’ye göre uygulamanın en önemli çıktısı ise kentte yeniden kamusal bir yaşam kültürü oluşturması.

“Biz sahada mutlu çocukları, sokakta resim çizen gençleri görüyoruz. Sosyal medyadaki tepkiden ziyade, sahadaki bu gerçek memnuniyet ve geleceğe dair çevre vizyonu bizim için çok daha kıymetli.”

Trend