Eskisehir ın Europe

Kağıt üzerinde “Eurocode”, sahada Porsuk alüvyonu: Eskişehir afete hazır mı?

Enes Varol

Avrupa Birliği’nin sivil koruma vizyonu ve “dirençli şehirler” konsepti, Türkiye’nin afet politikaları için önemli bir referans noktası olmaya devam ediyor. Ancak aktif fay hatları üzerinde yer alan ve Porsuk Çayı havzasının getirdiği riskli zemin yapısıyla dikkat çeken Eskişehir özelinde yapılan güncel değerlendirmeler, yasal mevzuat ile saha gerçekleri arasındaki o tehlikeli uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi. Konunun uzmanları, Türkiye’nin son yıllarda güncellenen yapı yönetmelikleri ve profesyonel arama kurtarma kapasitesiyle Avrupa standartlarını teorik olarak yakaladığını; fakat eski ve yorgun yapı stoku, şeffaf denetim süreçleri ve en önemlisi “toplumsal afet bilinci” konularında Avrupa’nın oldukça gerisinde kalındığını vurguluyor.

Eskişehir Porsuk Çayı.

Yönetmelik kusursuz, zemin ve denetim sorunlu

Avrupa’daki binaların depreme dayanıklılığını belirleyen “Eurocode 8” standartları ile Türkiye’nin mevcut yönetmelikleri masaya yatırıldığında, sorunun kağıt üzerinde olmadığı açıkça görülüyor. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten, Türkiye’nin güncel deprem yönetmeliğinin mühendislik hesaplamaları açısından Avrupa standartlarına eşdeğer, hatta bazı parametrelerde çok daha katı kurallar içerdiğinin altını çizdi.

TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Eskişehir Şube Başkanı Oytun Gökten.

Ancak iyi bir yönetmeliğin tek başına binaları ayakta tutmaya yetmeyeceğini belirten Gökten, asıl krizin uygulamanın denetlenmesinde ve zemin faktöründe yaşandığını ifade etti. Gökten, “Eskişehir özeline baktığımızda en büyük handikapımız denetim süreçlerindeki boşluklar ve oldukça yaşlı olan yapı stokumuz. Avrupa’da mikro-bölgeleme ve zemin etütleri tavizsiz bir şekilde, bilimsel veriler ışığında uygulanırken, biz Eskişehir’de özellikle sıvılaşma riski yüksek zeminlerdeki eski binalarla yaşamaya devam ediyoruz. Sadece yeni binaları standartlara uygun inşa etmek bizi kurtarmaz. AB’nin belirlediği ‘dirençli şehir’ konseptine tam anlamıyla ulaşmamız için riskli bölgelerdeki kentsel dönüşüm hamlelerinin acil ve planlı bir şekilde hızlanması şart” görüşünü dile getirdi.

Altın saatlerde hayat kurtaracak formül: mahalle bilinci

Madalyonun diğer yüzünde ise olası bir yıkım sonrası can kurtarma ve müdahale kapasitesi yer alıyor. Tepebaşı Belediyesi Arama Kurtarma Birimi Ekip Lideri Mert Dülger, sahadaki profesyonel ekiplerin donanım ve eğitim anlamında Avrupa’daki sivil koruma vizyonuyla birebir aynı seviyede olduğuna işaret etti. Ekipman kalitesi, teknolojik altyapı ve uluslararası akreditasyon süreçleri bakımından Avrupa’daki ekiplerden hiçbir eksikleri olmadığını aktaran Dülger, sahadaki en büyük zayıflığın afet anında ne yapacağını bilmeyen sivil halk olduğunu belirtti.

Avrupa ülkelerindeki tatbikat ve hazırlık kültürüne dikkat çeken Dülger, “Avrupa ile aramızdaki en keskin ayrım ‘ilk müdahaleci’ kavramında ortaya çıkıyor. Avrupa’da afet anında, profesyonel ekipler bölgeye ulaşana kadar geçen o kritik ilk saatlerde sivil halk ne yapması gerektiğini, kime nasıl yardım edeceğini ve nasıl organize olacağını çok iyi biliyor. Profesyonel ekipler gelene kadar hayat kurtaran aslında yine bilinçli halkın kendisi oluyor. Eskişehir’de ise afet bilincini acilen mahalle bazlı bir örgütlenmeye dönüştürmeli, sivil halkın afet okuryazarlığını pratik eğitimlerle Avrupa seviyesine çıkarmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Uygulama iradesi şart

Türkiye’nin de aktif katılımcıları arasında yer aldığı Avrupa Birliği Sivil Koruma Mekanizması (UCPM), felaketlere karşı reaktif değil, proaktif bir koruma kalkanı sunmayı hedefliyor. Eskişehir’in bu vizyona ve standartlara tam anlamıyla entegre olabilmesi için; yeni kanunlar veya mevzuatlar çıkarmaktan ziyade, var olan kuralların sahada hiçbir taviz verilmeden eksiksiz bir iradeyle uygulanması gerektiği uzmanların ortak çağrısı olarak öne çıkıyor.

Trend