Milyonluk AB fonları Eskişehir’de ama vatandaş bu hikâyenin neresinde?
Zafer Yanmaz
Eskişehir, genç nüfusu, köklü üniversiteleri ve dinamik yapısıyla Türkiye’nin Avrupa’ya en dönük yüzlerinden biri. Şehirde milyonlarca liralık Avrupa Birliği (AB) hibeleriyle dev tesisler kuruluyor, gençler yurt dışına gidiyor, kooperatifler destekleniyor. Peki, Eskişehir sokaklarında yürüyen bir vatandaş tüm bu olan bitenin ne kadar farkında? Avrupa Birliği, Eskişehirlinin hayatına gerçekten dokunuyor mu, yoksa projeler belirli bir zümrenin tekelinde mi kalıyor?

Bu sorunun yanıtını bulmak için mikrofonu önce halkın farklı kesimlerine, öğrenciye, gence, esnafa, çalışana ve öğretmen adayına uzattık. Ardından sahadaki iddiaları konunun muhatabı Avrupa Birliği Bilgi Merkezi Koordinatörü Gökhan Çobansoy’a sorduk.
Sokakta Avrupa Birliği algısı
Vatandaşlara yönelttiğimiz sorular, AB algısının hala belirli kalıplara sıkıştığını gösteriyor. Üniversite öğrencisi Yağmur Yücel, AB denildiğinde aklına ilk olarak Türkiye açısından vize konusu ve ekonomik ilişkilerin geldiğini belirtiyor. Yücel, “Genel bir çağrışım olarak farklı kültürlerin bir arada olması ve insan hakları standartları canlanıyor gözümde. Eskişehir’de AIESEC gibi global çapta staj imkanı sağlayan etkinlikler duydum ama AB’nin hayatıma dokunduğunu düşünmüyorum. Eskişehir AB Bilgi Merkezi’ni de hiç duymadım” diyor.
Öğretmen adayı Hakan Küçük, konuya daha kurumsal yaklaşıyor. Güçlü bir ekonomi ve ülkeler arası iş birliğini vurgulayan Küçük, AB’nin Eskişehir’deki varlığını ancak üniversitelerin Erasmus programları üzerinden dolaylı yoldan hissettiğini belirtiyor: “Eğitim fırsatları ve kültürel etkileşim sayesinde etkisini hissediyoruz ama günlük hayatımda çok net bir şekilde hissettiğimi söyleyemem. Bilgi Merkezi’ni duydum, fakat yaptığı işlere hakim değilim.”
Çalışan bir genç olan Nazlıcan Kaya için ise Avrupa Birliği, hem fırsat hem de zorluk demek. Kaya, ufak bir gülümsemeyle gelecek planlarından bahsediyor: “Şu an hayatıma bir etkisi yok denilebilir. Ama ileride iş kurma imkanım olursa büyük etkisi olur. Mesela bir çibörek dükkanı fena olmaz. Belki yabancı dilimi geliştirme fırsatım bile olur. Bilgi Merkezi’ni bilmiyorum, umarım çalışmaları bize iyi anlamda yansıyordur.”
Özel bir firmada güvenlik amiri olarak çalışan Tuğba Kaya, uluslararası bir firmada çalışmasına rağmen yerel projelerden habersiz: “Bir Avrupa firmasında çalışsam da iş hayatımda Avrupa standartlarını ve çalışma kültürünü yaşıyorum diyemem. Yerelde, Eskişehir’in sokaklarında AB’nin ne yaptığını sorsanız pek bir fikrim yok. İş dünyasına yönelik hibeler olduğunu duyuyoruz ama sokaktaki vatandaşa ya da sıradan bir çalışana bu projeler inmiyor gibi. Bilgi Merkezi’nin de önünden bile geçmedim sanırım.”
Esnaf Abdurrezzak Seyfettin Akkaş ise konuya tamamen pratik bir pencereden bakıyor: “Bizim aklımıza AB deyince euro, gümrük ve vizeler geliyor. Eskişehir’de ne yapıyorlar, inanın esnafın haberi yok. Öğrenciler gidip geliyor, onu duyuyoruz. Eğer esnafa, küçük işletmeye bir hibe, bir destek sağlıyorlarsa bunu bize anlatmaları lazım. Benim hayatıma dokunmayan bir merkezin varlığını ben nereden bileyim?”
Projeler sadece üniversite çevresine mi sıkışıyor?
Sokağın bu serzenişini ve “habersizliğini” bu iddiaları yakından bilen bir isme, Avrupa Birliği Bilgi Merkezi Koordinatörü Gökhan Çobansoy’a sorduk. Çobansoy, halkın büyük kısmının projeleri bilmediği gerçeğini inkar etmiyor ve durumu şu sözlerle özetliyor:
“Bu sadece Eskişehir’e özgü değil. Yaptığımız çalışmalar çoğu zaman proje bazlı, süreli ve belirli hedef gruplara yönelik oluyor. Ayrıca ‘Avrupa Birliği’ konusu bazı insanlar için hâlâ uzak ve teknik bir alan gibi algılanıyor. Projeler çoğu zaman belli bir çevrede yoğunlaşıyor. Özellikle proje yazmayı bilen, başvuru süreçlerine hâkim olan kişiler bu fırsatlardan daha fazla yararlanıyor.”

Eskişehir’in genç yapısı nedeniyle Türkiye ortalamasına göre AB’ye daha meraklı bir şehir olduğunu belirten Çobansoy, merkezden en çok öğrencilerin, akademisyenlerin ve sivil toplum temsilcilerinin faydalandığını ekliyor. En az gelenler ise tıpkı röportajlarımızda gördüğümüz gibi: küçük esnaf, işçiler ve iş hayatında olan gençler.
Milyonluk hibe ve hayat değiştiren hikayeler
Ancak görünürlük sorunu, ortada somut bir başarı olmadığı anlamına gelmiyor. Çobansoy’un paylaştığı veriler, AB fonları olmasaydı Eskişehir’de nelerin eksik kalacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Gençlerin yurt dışı deneyimi kazanması ve sivil toplumun desteklenmesi bir yana, yerel kalkınmada da ciddi adımlar atılıyor.
Bunun en çarpıcı örneği, Mihalıççık Kadın Girişimciler Kooperatifi tarafından hayata geçirilen Süt İşleme Tesisi. Yaklaşık 11 milyon 741 bin TL bütçeli bu proje, yüzde 70 oranında (8 milyon 219 bin TL) AB hibesi alarak bölgede kaşar ve lor peyniri üretimini başlatıyor. Kadınların üretime katılımı artarken, yerel ekonomi doğrudan güçleniyor.
Ayrıca sadece büyük projeler değil, bireysel hikayeler de dikkat çekici. Geçmiş yıllarda düzenlenen AB öykü ve bilgi yarışmalarında dereceye girerek Belçika ve İrlanda’ya götürülen ortaokul öğrencilerinin birçoğu bugün doktor olarak ya da yurt dışında eğitimlerine devam ederek hayatlarına yön veriyor.
“Siyaset değil, sosyal proje: sahaya inme vakti”
Avrupa Birliği’ni Eskişehir halkına anlatmaktaki en büyük zorluğun, konunun sadece “siyasi bir üyelik süreci” olarak algılanması olduğunu vurgulayan Çobansoy, çözüm yolunu da açıkça ifade ediyor:
“Daha fazla sahada olmak gerekiyor. Sadece salon etkinlikleri değil; mahallelerde, okullarda, yerel alanlarda daha fazla görünürlük sağlamalıyız. İnsanların hayatına doğrudan dokunan örnekleri daha fazla anlatmalıyız.”
Ortadaki tablo oldukça net. Eskişehir, Avrupa Birliği projeleri için büyük bir potansiyel taşıyor ve sahada milyonlarca liralık değer üretiliyor. Ancak Nazlıcan’ın çibörek dükkanı hayaline, Abdurrezzak amcanın tezgahına ve Tuğba’nın günlük mesaisine bu projeler dahil edilmedikçe, Avrupa Birliği Eskişehir sokakları için uzak bir “vize ve bürokrasi” kavramı olarak kalmaya devam edecek. Merkezin duvarlarını aşıp sokağın dilini yakalamak, Eskişehir’deki AB algısını değiştirecek en önemli adım olarak önümüzde duruyor.




