Prof. Dr. İncilay Cangöz: “Gazetecilik öğrencileri haber üretiminin yapısal dönüşümünü anlayabilmek için uluslararası deneyim kazanmalıdır.”
Anadolu’dan Avrupa’ya gazetecilik köprüsü kuruluyor
Aylin Özge Ayar
Eskişehir’den Avrupa’ya uzanan akademik iş birliği kapsamında Anadolu Üniversitesi Gazetecilik Bölümü öğrencileri, Yunanistan’da düzenlenecek BIP programında dijital medya ve gazetecilik alanındaki güncel dönüşümleri uluslararası bir ortamda deneyimleyecek.
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğrencileri, Avrupa’daki partner üniversitelerle yürütülen “Global Media and Culture Summer Academy” adlı BIP programı kapsamında Yunanistan’da uluslararası bir gazetecilik eğitimi almaya hazırlanıyor. Aristotle University of Thessaloniki koordinasyonunda düzenlenen ve Anadolu Üniversitesi’nin de ortakları arasında yer aldığı programın yüz yüze aşaması, 1–7 Temmuz 2026 tarihleri arasında Yunanistan’ın Kastoria kentinde gerçekleştirilecek. Anadolu Üniversitesi’nden beş öğrenci ve bir öğretim üyesinin katılacağı programda dijital gazetecilik, veri gazeteciliği, yapay zekâ destekli medya üretimi, mobil gazetecilik, sosyal medya uygulamaları ve kriz ile çatışma haberciliği gibi alanlarda eğitimler, atölyeler ve ortak projeler yapılacak. Erasmus destekli program, öğrenciler için hem mesleki gelişim hem de Türkiye–Avrupa akademik ilişkileri açısından önemli bir fırsat sunuyor.
Paksoy: “Gazetecilik öğrencileri iki ülke arasındaki dostluğa katkıda bulunabilir”
Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü öğretim üyesi ve BIP projesinin koordinatörü Prof. Dr. Alaaddin F. Paksoy, programın Anadolu Üniversitesi ile Avrupa’daki partner üniversiteler arasındaki akademik bağı güçlendirebilecek önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Paksoy, Aristotle Üniversitesi ile geçmişten gelen bir Erasmus ortaklığı bulunduğunu ifade ederek, “Selanik’teki Aristotle Üniversitesi uzun süredir iş birliği içinde olduğumuz bir üniversite. Orada geçmişte farklı konferanslarda bir araya geldiğimiz ve tanıştığımız akademisyenler var. Onların daveti üzerine bu yaz okuluna katılım süreci başladı” dedi.

Yaz okulunun Erasmus fonlarıyla desteklendiğini söyleyen Paksoy, Anadolu Üniversitesi’nin bu davete olumlu yanıt verdiğini ve geçtiğimiz dönem anlaşmanın imzalandığını aktardı. Programın yalnızca kısa süreli bir akademik hareketlilik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Paksoy, bu tür etkinliklerin ilerleyen dönemlerde hem öğrenciler hem de akademisyenler açısından yeni iş birliklerine kapı açabileceğini söyledi.
Öğrencilere uluslararası deneyim fırsatı
Aristotle Üniversitesi ile yürütülen akademik iş birliğinin öğrenciler açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Paksoy, geçmiş yıllarda Anadolu Üniversitesi’nden birçok öğrencinin Selanik’teki üniversiteye Erasmus kapsamında gittiğini hatırlattı. Son yıllarda Selanik’e yönelik öğrenci talebinin azaldığını söyleyen Paksoy, buna rağmen Aristotle Üniversitesi ile ilişkilerin sürdüğünü ifade etti.
Paksoy, bu yaz okulunun öğrenciler için yurt dışında eğitim alma, farklı akademisyenlerden ders dinleme, Yunanistan’ı tanıma, temel düzeyde Yunanca öğrenme ve uluslararası arkadaşlıklar kurma açısından değerli bir deneyim sağlayacağını söyledi. Bu tür deneyimlerin yalnızca akademik değil, kişisel gelişim açısından da önemli olduğunu vurguladı.
Paksoy: “Farklı ortamlarda ders almak öğrencinin vizyonunu geliştirir”
Uluslararası hareketlilik programlarının gazetecilik eğitimi üzerindeki etkisini değerlendiren Paksoy, öğrencilerin sürekli aynı fakültede ve aynı bölümde ders almalarının onları bir yere kadar geliştireceğini söyledi. Paksoy, “Sürekli aynı fakültede, aynı bölümde ders almak öğrenciyi bir yere kadar geliştirir. Farklı ortamlarda bulunmak, farklı hocalardan ders almak, farklı öğrencilerle ortak ödevler hazırlamak ve bunu yabancı dilde yapmak çok daha kıymetli bir deneyimdir” dedi.
Paksoy’a göre bu tür değişim programları, yalnızca gazetecilik bölümü için değil, tüm bölümler için öğrencilerin vizyonunu geliştiren önemli etkinlikler arasında yer alıyor. Programda farklı ülkelerden akademisyenlerin ve sektör temsilcilerinin deneyimlerini dinlemenin de gazetecilik ve habercilik açısından önemli olduğunu ifade etti.
Gazetecilikte küresel bakışın önemi artıyor
Günümüz gazetecilik öğrencilerinin uluslararası deneyim kazanmasının giderek daha önemli hâle geldiğini belirten Paksoy, gazeteciliğin yerel düzeyde yapılabileceği gibi ulusal ve uluslararası boyutlarının da bulunduğunu söyledi. Paksoy, gazetecilik mesleğinin gelecekte daha küresel bir bakış açısıyla düşünülmesi gerektiğini ifade ederek, öğrencilerin uluslararası ortamlarda farklı insanlarla iletişim kurmasının önemli olduğunu vurguladı.
Yaz okulunda uygulamalı çalışmaların da yapılacağını belirten Paksoy, öğrencilerin yalnızca kendi aralarında değil, farklı ülkelerden gelen öğrencilerle birlikte projeler hazırlayacağını söyledi. Bu sayede öğrencilerin uluslararası düzeyde haber hazırlama, dijital teknolojilerden yararlanma ve yapay zekâyı gazetecilik süreçlerinde kullanma gibi konularda deneyim kazanacağını ifade etti.
Türkiye ve Avrupa’daki gazetecilik eğitimi arasında en belirgin fark: Yabancı dil
Türkiye ve Avrupa’daki gazetecilik eğitimi arasında büyük bir uçurum olmadığını belirten Paksoy, en temel farkın yabancı dil konusunda ortaya çıktığını söyledi. Paksoy, Türkiye’de yabancı dil eğitiminin uzun süredir devam eden bir sorun olduğunu ifade ederek, “İngilizce ve başka yabancı diller konusunda öğrencilerimize bir yere kadar öğretebiliyoruz ancak bazı öğrenciler hazırlık eğitiminden sonra yabancı dil öğrenimini bırakıyor” dedi.
Avrupa’daki öğrencilerin yabancı dil konusunda daha özgüvenli olduğunu belirten Paksoy, özellikle İngilizce kullanımında Türkiye’nin geride kaldığını düşündüğünü söyledi. Buna karşılık gazetecilik eğitiminin kuramsal ve pratik boyutları açısından Türkiye’deki eğitimin Avrupa’daki birçok üniversiteyle benzer düzeyde olduğunu ifade etti.
Türkiye-Yunanistan akademik iş birlikleri barışa katkı sağlayabilir
Türkiye ve Yunanistan arasındaki akademik iş birliklerinin iletişim ve medya alanı açısından önemli olduğunu belirten Paksoy, iki ülkenin tarihsel ve coğrafi bağlarına dikkat çekti. Paksoy, Türkiye ve Yunanistan’ın aynı coğrafyada yaşamış milletler olduğunu belirterek, bu durumun hem dostluk ve kardeşlik duygularını hem de geçmişten gelen bazı sorunları beraberinde getirdiğini söyledi.
Gazetecilik öğrencilerinin ve gazetecilerin bu noktada önemli bir role sahip olduğunu vurgulayan Paksoy, iki ülke arasındaki sorunların aşılmasında iletişim ve medya alanındaki ortak çalışmaların etkili olabileceğini ifade etti. Paksoy, “Yunanistan’daki ve Türkiye’deki öğrenciler ile gazeteciler birlikte projeler yaparsa iki ülkenin gelecekte çok daha yakın ilişkiler kurabileceğini düşünüyorum” dedi.
Bu tür akademik ve kültürel iş birliklerinin, iki ülke arasındaki siyasi ve toplumsal sorunların zamanla zayıflamasına katkı sağlayabileceğini belirten Paksoy, özellikle genç kuşakların birbirini daha iyi tanımasının barışçıl bir bakış açısı geliştirebileceğini söyledi.
Paksoy’dan öğrencilere tavsiye: “Bu fırsatları kaçırmayın”
Avrupa Birliği destekli projelere katılmak isteyen öğrencilere de tavsiyelerde bulunan Paksoy, öğrencilerin bu tür faaliyetleri kaçırmaması gerektiğini söyledi. Programa katılacak öğrencilerin Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Anadolu Üniversitesi’ni temsil edeceğini vurgulayan Paksoy, öğrencilerden yapıcı diyaloglar kurmalarını ve programda aktif olmalarını istedi.
Öğrencilerin yabancı dil konusunda çekingen davranmaması gerektiğini belirten Paksoy, programa katılacak diğer öğrencilerin de İngilizceyi ikinci dil olarak kullandığını hatırlattı. Paksoy, “Ortak işlerde, tartışmalarda ve uygulamalı derslerde aktif olmaya çalışın. Kendinizi gösterin ve ülkemizi en iyi şekilde temsil edin” dedi. Programın öğrenciler için yeni dostluklar ve gelecekteki akademik ya da mesleki iş birlikleri açısından önemli bir kapı açabileceğini belirten Paksoy, yaz okulunun verimli ve başarılı geçmesini diledi.
Prof. Dr. Alaaddin F. Paksoy’un programın akademik iş birliği ve öğrenci hareketliliği boyutuna ilişkin değerlendirmelerinin ardından, BIP programına öğrencilerle birlikte katılacak olan Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof. Dr. İncilay Cangöz de projenin gazetecilik eğitimi, dijital dönüşüm ve uluslararası deneyim açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.
Cangöz: “AB destekli projeler öğrencilerin düşünme biçimlerini dönüştürerek katkı sağlamaktadır”
Cangöz: “Küresel medya ekosistemi artık ulusal sınırlar içinde işlemiyor”
Prof. Dr. İncilay Cangöz, günümüzde gazetecilik öğrencilerinin uluslararası deneyim kazanmasının daha önemli hâle geldiğini belirterek, “Küresel medya ekosistemi artık ulusal sınırlar içinde işlemiyor. İnternet ile birlikte mekânsal sınırlar ortadan kalkmış durumda. Gazetecilik öğrencileri yalnızca ‘yurt dışını görmüş’ olmak için değil, haber üretiminin yapısal dönüşümünü anlayabilmek için uluslararası deneyim kazanmalıdır” dedi.

Cangöz, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nün BIP projesindeki rolünü yalnızca öğrenci gönderen bir ortak kurum olmanın ötesinde değerlendirdi. Cangöz, “Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü’nün bu BIP projesindeki rolü, yalnızca öğrenci gönderen bir ortak kurum olmanın ötesinde, dijital dönüşüm çağında gazetecilik eğitiminin yeniden tanımlanmasına katkı sunan stratejik bir akademik paydaş olmaktır” ifadelerini kullandı.
Projenin odaklandığı alanların iletişim eğitimindeki güncel dönüşüm eksenleriyle doğrudan örtüştüğünü belirten Cangöz, veri gazeteciliği, yapay zekâ destekli haber üretimi, mobil gazetecilik, dijital hikâye anlatımı ve kriz haberciliği gibi başlıkların bu açıdan önemli olduğunu ifade etti.
Cangöz, bölümün öğrencilerin uluslararası ve disiplinlerarası ekipler içinde çalışmasını desteklediğini, böylece öğrencilerin küresel medya ortamını karşılaştırmalı biçimde analiz etmelerine katkı sağladığını belirtti.
Cangöz, uluslararası hareketlilik programlarının gazetecilik eğitimine yalnızca teknik değil, düşünsel bir katkı da sunduğunu dile getirdi. “Uluslararası hareketlilik programları, gazetecilik eğitimine yalnızca teknik değil, epistemolojik bir katkı da sunmaktadır” diyen Cangöz, farklı medya sistemleriyle temas kuran öğrencilerin haber üretim kültürü, etik standartlar, ifade özgürlüğü ve dijital gazetecilik pratiklerini karşılaştırmalı biçimde deneyimleyebildiğini söyledi. Bu sürecin, tek bir ulusal medya paradigmasına sıkışmış bakış açılarını kırarak eleştirel düşünme kapasitesini geliştirdiğini ifade etti.
Cangöz, geleneksel gazetecilik eğitiminin büyük ölçüde ulus-devlet merkezli tasarlandığını, haber değerleri, kaynak ağları, hukuk bilgisi ve medya sistemi analizlerinin çoğunlukla yerel olduğunu ifade etti. Buna karşılık dezenformasyon ağlarının, platform şirketlerinin, algoritmaların, savaşın, göçün, iklimin, sağlık krizlerinin ve yapay zekâ kaynaklı dönüşümlerin artık küresel ölçekte işlediğini belirtti.
Cangöz, bir gazetecinin kendi medya sistemini anlayabilmesi için başka sistemleri de görmesi gerektiğini belirterek, “İşte sorunun temeli burada; uluslararası deneyim burada bilişsel bir kırılma yaratır ve bakış açısını genişletir. Öğrenci şunu fark eder: ‘Kendi normalim evrensel değilmiş.’ Bu farkındalık olmadan eleştirel gazetecilik zayıf kalır” dedi.
Cangöz: “Avrupa Birliği destekli projeler yalnızca seyahat veya sertifika odaklı faaliyetler değildir”
Avrupa Birliği destekli projelerin öğrencilerin mesleki gelişimine katkısını değerlendiren Cangöz, “Avrupa Birliği destekli projeler, öğrencilerin mesleki gelişimine yalnızca teknik beceri kazandırarak değil, aynı zamanda düşünme biçimlerini dönüştürerek katkı sağlamaktadır” dedi.
Cangöz, özellikle iletişim ve medya alanındaki bu tür projelerin öğrencileri tek bir ulusal medya sistemi veya akademik yaklaşım içine sıkışmaktan çıkarıp çok kültürlü, disiplinlerarası ve uluslararası bir çalışma ortamıyla karşı karşıya bıraktığını belirtti. Bu süreçte öğrencilerin ekip çalışması, problem çözme, yabancı dil kullanımı, dijital medya araçlarıyla üretim yapabilme ve farklı kültürel perspektiflerle iletişim kurabilme gibi günümüz profesyonel dünyasında kritik hâle gelen yetkinlikler geliştirdiğini ifade etti.
Türkiye ile Yunanistan arasında iletişim ve medya alanında geliştirilen akademik iş birliklerinin önemine de değinen Cangöz, “Türkiye ile Yunanistan arasında iletişim ve medya alanında geliştirilen akademik iş birlikleri, yalnızca üniversiteler arası bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda iki toplum arasındaki karşılıklı algıların daha eleştirel ve çok boyutlu biçimde değerlendirilmesini mümkün kılmaktadır” dedi.
Cangöz, gazetecilik ve dijital medya çalışmaları kapsamında yürütülen ortak projelerin öğrencilerin farklı medya sistemlerini, haber üretim pratiklerini ve kültürel yaklaşımları karşılaştırmalı olarak deneyimlemelerine katkı sağladığını söyledi. Ayrıca bu projelerin göç, dezenformasyon, dijital nefret söylemi ve kültürlerarası iletişim gibi sınır aşırı sorunlara ortak çözümler geliştirilmesine de zemin hazırladığını belirtti.
AB destekli projelere katılmak isteyen öğrencilere de önerilerde bulunan Cangöz, “Avrupa Birliği destekli projeler yalnızca seyahat veya sertifika odaklı faaliyetler değildir. Bu projeler, öğrencilerin akademik disiplinini, çalışma kültürünü, iletişim becerilerini ve profesyonel uyum kapasitesini test eden yoğun öğrenme süreçleridir” ifadelerini kullandı.
Cangöz, öğrencilerin projelere “yurt dışı deneyimi” romantizmiyle değil, kendilerini dönüştürme fırsatı olarak yaklaşmaları gerektiğini söyledi. İletişim ve medya alanında çalışmak isteyen öğrenciler için yabancı dil yeterliliğini geliştirmek, dijital medya araçlarını aktif kullanabilmek, ekip çalışmasına uyum sağlayabilmek ve farklı kültürlerle çalışmaya açık olmanın artık temel gereklilik olduğunu belirtti.
Öğrenciler projeyi mesleki ve kültürel bir deneyim olarak görüyor
BIP projesine katılacak öğrenciler, projeyi yalnızca yurt dışında eğitim alma fırsatı olarak değil, gazetecilik alanında kendilerini geliştirebilecekleri mesleki ve kültürel bir deneyim olarak değerlendiriyor. Öğrenciler; dijital medya, yapay zekâ, kültürlerarası iletişim ve uluslararası ekip çalışması gibi alanlarda deneyim kazanmayı hedefliyor.
Daha önce Erasmus deneyimi yaşayan Tülay Ürem, bu tür projelerin öğrencilerin kendilerini geliştirmesine katkı sağladığını belirterek, “Sahada diğer farklı öğrencilerle birlikte farklı bir projede yer almak istedim” dedi. Ürem, Avrupa Birliği destekli projelerin Türk ve Avrupalı öğrenciler arasındaki ilişkileri güçlendirdiğini de ifade ederek kültürel paylaşımın önemine dikkat çekti.
Eren Berk ise gazeteciliğin artık geleneksel yöntemlerle sınırlı olmadığını vurguladı. Yapay zekâ, VR/AR ve veri gazeteciliği gibi alanların medyanın geleceği açısından önemli olduğunu belirten Berk, “Gazetecilik artık sadece sınıfta öğrenilmiyor; dünyayı, teknolojiyi ve farklı kültürleri takip etmek bu mesleğin olmazsa olmazı” ifadelerini kullandı.
Projeye kabul aldığı için heyecan duyduğunu söyleyen İrem Yıldırım da teorik derslerle sınırlı kalmak istemediğini belirtti. Yıldırım, “Kâğıt üzerinde yabancı dediğimiz insanlarla bir projede bir araya geldiğimizde aslında ne kadar çok ortak noktamız olduğunu anlayabiliriz. Bu projeler ön yargıları yıkmak için güzel bir adım” diyerek BIP projesinin kültürlerarası iletişim açısından önemine dikkat çekti.
Barış Kılınç ise diğer öğrencilere konfor alanlarının dışına çıkmaları gerektiğini söyledi. Kılınç, “Fakültemiz ve Eskişehir bize çok güzel imkânlar sunuyor; ama dışarıda bizim dokunmamızı bekleyen devasa bir dünya var” diyerek öğrencilerin “Acaba seçilir miyim?” düşüncesiyle kendilerini sınırlamamaları gerektiğini belirtti.
Aylin Özge Ayar da BIP projesinin öğrenciler için yalnızca yurt dışı deneyimi değil, gazetecilik alanında yeni bakış açıları kazanma fırsatı sunduğunu belirtti. Ayar, “Farklı kültürlerden öğrencilerle bir araya gelmek hem mesleki gelişimimiz hem de gazeteciliğe daha geniş bir açıdan bakabilmemiz için önemli bir deneyim olacak” diyerek kültürlerarası iletişimin önemine dikkat çekti.




